Odyoloji 101 | Odyoloji Nedir?
- saglikforumuiletis
- 5 Eyl 2024
- 6 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 6 Eki 2024

Gözde Melek ÇETİN: Odyoloji bölümü hakkında kısaca bilgi verir misiniz? Odyoloji nedir, odyoloji mezunları ne yapar, odyolojinin alt alanları nelerdir?
Meral Didem TÜRKYILMAZ: Odyoloji, Latince "işitmek" anlamına gelen ve Yunanca kökenli "bilim" anlamına gelen "oloji" kelimelerinden türetilmiş bir terimdir. İşitme, denge ve ilişkili bozukluklarla ilgilenen bir bilim dalıdır. Odyologlar, işitme ve vestibüler sistem bozukluklarını tanımlayan ayırıcı tanı testlerini kullanan, hastalıkları rehabilite eden ve bu alanlarda spesifik olarak çalışan sağlık meslek mensuplarıdır.
2011 yılında kabul edilen meslek yasasında odyolog tanımı şu şekilde geçiyor: “Odyolog, odyoloji alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullardan mezun veya diğer lisans eğitimleri üzerine odyoloji yüksek lisansı veya doktorası yapan, sağlıklı bireylerde işitme ve denge kontrolleri ile işitme bozukluklarının önlenmesi için çalışmalar yapan ilgili uzman tabibin teşhis veya tedavi için yönlendirmesine bağlı olarak işitme ve denge bozukluklarını tespit eden, davet eden ve bu amaçlarla kullanılan cihazları belirleyen bir sağlık meslek mensubu”. Yani aslında bir odyolog; işitme ve denge ile ilgili hastalıkların tanısında uzman hekimin yönlendirmesiyle tanısal testlerin gerçekleştirilmesi ve rehabilitasyonu ile işitme rehabilitasyonu için kullanılacak cihazların belirlenmesi, seçimi ve programlamasını yapar. İşitme sağlığının korunması ve işitme kaybının önlenmesine yönelik çalışmalar yapar, işitme tarama programlarında görev alır ve bu programlardaki testleri yapar. Gürültü ölçümlerini yaparak da işitmenin korunması hakkında gerekli önerilerde bulunur. Cerrahi işlemler sırasında cerrahın gerekli görmesi durumunda işitme ve denge ile ilgili sinir aktivasyonunu yapar. Kulağa implante edilen cihazlarda ameliyat sırasında ve sonrasında cihaz ayarlamalarını yapar, işitsel algı değerlendirmesi ile birlikte işitme ile ilgili eğitim programlarının hazırlanmasında görev alır. Bu, kanunen odyologların meslek yönetmeliğine dair bir açıklamadır, ancak meslek yönergelerimiz henüz hazırlanmamıştır. Bizim gibi dil konuşma terapisi, ergoterapi, psikoloji, fizik tedavi gibi alanlardaki hiçbir meslek grubunun da şu an için bir meslek yönergesi bulunmamaktadır; bunlar sadece meslek yönetmeliklerini içerir. Kendi mesleğimize ait meslek dernekler, kendi mesleğimize ait meslek yönergelerini hazırlamış durumdadır. Biz de Türkiye Odyologlar ve Konuşma Bozuklukları Uzmanları olarak, meslek yönergelerimizi tekrar hazırlayıp ilgili meclis komisyonuna sunmak üzere önümüzdeki dönem için hazırlık planlamaları yapıyoruz.
Gözde Melek ÇETİN: Odyoloji mesleğinin geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?
Meral Didem TÜRKYILMAZ: Odyoloji, işitme sağlığı ve işitme ile ilgili alanları kapsayan bir bilim dalıdır, yani işitsel bilim veya işitme alanı olarak da adlandırılabilir. Ancak, işitme ve denge alanları odyolojinin çalışma alanına girer. Odyologlar, bu alanlarda hizmet sağlayan sağlık profesyonelleridir. Ancak, odyolojinin birçok alt alanı da mevcuttur. Örneğin, deneysel alanlar, klinik çalışmalar ve eğitim alanları gibi.
Odyolojinin temelde üç alanı vardır. Bunların dışında klinik çalışmalar, pediatrik ve geriatrik taramalar, ayırıcı tanı ve normal değerlendirme testleri, işitme engellilerde ve vestibüler problemleri olan hastalarda rehabilitasyon gibi birçok alt alan bulunmaktadır. Özellikle çocuklar ve yetişkinlerde odyolojik değerlendirme, tanılama gibi konularda multidisipliner çalışmalar yapılabilir.
Ancak, temel olarak baktığımızda, klinik odyoloji, eğitim odyolojisi ve deneysel odyoloji gibi alt alanlar ön plana çıkmaktadır. Odyoloji, sağlık alanında hizmet veren bir meslek olarak nitelendirilebilir ancak oldukça geniş bir alandır. Bu yüzden sadece sağlık mesleği olarak değil, bu alanlarda çalışan bir meslek olarak tanımlanmalıdır.
Son olarak, belirtmek istediğim bir nokta var: Odyologlar, ilgili uzman tabibin teşhisi ve yönlendirmesi olmadan tanı ve tedavi yapamazlar. Burada biraz tanımlamada sıkıntı var. Benim de içinde bulunduğum ilgili meclis komisyonunda bunu yazmamak için çok direndik. İlgili uzman her zaman bulunmayabilir. Tabii ki, bir odyolog ne zaman hastayı ileri tetkike yönlendireceğine ya da ne zaman çınlama tedavisi alacağına karar vermeli, ancak bazı dikkat edilmesi gereken ek hususlar var. “İlgili tabiple çalışacak” diye belirttiğimizde sanki odyologlar sürekli onun altında çalışan bir alt eleman gibi algılanıyor. Aslında öyle değil, birlikte çalışacakları kişiyi “beraber çalışacağı uzman” olarak adlandırmak daha doğru olur. Sonuçta biz de bir bilim dalının mensuplarıyız ve dört yıllık bir lisans bölümünden mezunuz. Üstüne belki iki yıl yüksek lisans yaparak veya doktora yaparak bu alanda ilerliyoruz. Ancak her doktora yapan kişi akademik olarak çalışmalarını üniversitede sürdürmek durumunda değildir. Belki bir medikal şirkette işitme sağlığı izleme açısından görev yapabilir. Bu nedenle, bu tanım için çok çalıştık, çok mücadele ettik ancak sonuçta bu şekilde çıktı. 'Beraber çalışacağı' demek istedik, ancak kabul edilmedi. Bu nedenle, bu tanımda böyle bir sıkıntı olduğunu düşünüyoruz.
Yağmur TAMBOVA: Özellikle vestibüler problemi olan bir hasta alındığı zaman, yani bizim stajlarda gördüğümüz kadarıyla, testleri biz yapıyoruz. Bazı manevralara uygulayarak ne tür bir vertigosu olduğunu, neye bağlı olduğunu tespit edebiliyoruz ama derslerden gördüğümüz kadarıyla tedavi edici manevraları uygulama yetkimiz yok. Oysa klinikte tam tersi bir durumla karşılaşıyoruz. Peki bu şekilde olması sizce nasıl yorumlanır?
Meral Didem TÜRKYILMAZ: Bu alanda birlikte çalıştığınız kişi örneğin bir nöroloji hekimi, fizik tedavi doktoru ya da kulak burun boğaz hekimi olabilir. Mesela kulak burun boğaz hekimi “Hastayı yatıracağım ama şikayetleri bu yönde, işitme testi bu yönde.” diyecek ve beraber adım atıp karar alabileceğiniz bir durumda olmalısınız. Beraber çalışmak çok daha iyi. Aynı anda hastayı gözlemlemek mümkün olmayabilir, ancak en ideal olan aynı anda beraber karar vermektir.
Yağmur TAMBOVA: Odyolojinin Türkiye'de klinik araştırma ve alanlarındaki büyüklüğü sizce nasıl, hastalardan ve hasta yakınlarından bu konuda nasıl tepkiler alıyorsunuz?
Meral Didem TÜRKYILMAZ: Odyoloji denildiğinde, birçok kişi odyoloji nedir, ne iş yapar gibi sorularla karşılaşabilir. Ailem de odyolojiye başladığımda bir türlü alışamadı. Ancak işitme bozuklukları daha anlaşılır bir hale geldiğinde, odyoloji de daha kolay anlaşılabilir hale gelir. Odyolojinin bilinirliği, özellikle öğrenci toplulukları ve derneklerin sosyal projeleriyle, röportajlarıyla artabilir. Yeni doğan işitme taramaları, okul taramaları gibi uygulamalarla odyolojinin bilinirliği artıyor. Ancak periferik bölgelerde, yani büyük şehirlerin dışında, odyoloji hala bilinmeyen bir alan olabilir. Bu nedenle odyologların bu farkındalık çalışmalarını sürdürmesi önemlidir.
Gözde Melek ÇETİN: Odyologun görev tanımında neler yer alır? Odyologlar nerelerde çalışabilir?
Meral Didem TÜRKYILMAZ: Odyologun görev tanımı, demin bahsettiğimiz kanun maddesi olarak belirtilen meslek yönetmeliğinde yer alır. Ancak, odyologlar nerede çalışabilir? Odyologlar; üniversitelerde, üniversite hastanelerinde, devlet hastanelerinde, özel kliniklerde, işitme cihaz merkezlerinde, özel eğitim merkezlerinde çalışabilirler. Şu an en sık çalıştığımız bölgeler bunlardır. Ayrıca, üniversitelerin nörobilim laboratuvarlarında araştırmacı olarak da görev alabilirsiniz. Endüstriyel odyoloji kapsamında fabrikalarda veya gürültülü işyerlerinde çalışabilir, ölçümler yapabilirsiniz. Mesela, TürkTraktör gibi bazı firmalar, işçilere yönelik işitme sağlığı programları yürütürken biz de destek olabiliriz. Ergoterapinin bu bağlamda büyük desteği var. TÜBİTAK gibi araştırma destekleri yapılanmalarında araştırmacı olarak çalışabilirsiniz. Bu nedenle odyoloji, sadece klinik ve özel eğitim alanlarında değil endüstriyel alanda da çalışabilir. Ayrıca deneysel ve laboratuvar çalışmalarına katılabilir ve üniversitelerin bölüm laboratuvarlarında araştırmacı olarak görev alabilirsiniz. Alanımız oldukça geniştir ve bu tür çalışmalar multidisipliner çalışmaların ürünüdür.
Gözde Melek ÇETİN: Mesleğinizle ilgili karşılaştığınız yanlış anlaşılmalar veya yanlış bilinen konular neler? Bunları düzeltmek için bizler neler yapabiliriz?
Meral Didem TÜRKYILMAZ: Örneğin en bilinen yanlışlardan biri işitme kaybı olan bir kişinin hiçbir şekilde konuşamayacağını düşünmektir. İşitme kaybı olan kişilerin dil veya konuşma bozuklukları yaşayabileceği doğrudur, ancak işitme kaybı ve konuşma bozukluğu doğrudan ilişkili değildir. İşitme engeli olan her insanın konuşma problemi olmayabilir, bu durum işitme kaybının tipine ve derecesine bağlıdır.
Sadece odyologun işitme kayıplarıyla ilgilendiği düşünülmesi de bir yanlış anlaşılmadır. İşitme sağlığının izlenmesi programları da odyologlar tarafından gerçekleştirilir. Bu nedenle işitme sağlığı programlarının daha fazla gündeme alınması ve sosyal farkındalık projeleri ile desteklenmesi önemlidir.
Ayrıca, işitme kaybının önlenemeyeceği, ancak işitme kaybının yarattığı problemlerin önüne geçilebileceği konusunda da yanlış bilgiler vardır. Bu tür yanlış anlaşılmaların düzeltilmesi için sosyal medya ve farkındalık projeleri gibi iletişim araçlarından yararlanılabilir. Ancak, tek başınıza değil, multidisipliner olarak ve diğer meslektaşlarınızla iş birliği içinde hareket etmeniz önemlidir.
Gözde Melek ÇETİN: İşitme kaybının en sık nedeni nedir?
Meral Didem TÜRKYILMAZ: En sık nedeni tabii ki de konjenital işitme kaybı. Türkiye'de ne yazık ki işitme kaybı çok fazla. Dünya Sağlık Örgütü'nün 2021’deki raporuna göre dünyada her beş kişiden biri işitme kaybıyla yaşıyor. 2050 yılında bu iki buçuk milyar insan olabilir. Bunların çoğu da konjenital işitme kayıpları. Bunların bir kısmı genetik faktörlü meydana geliyor. Bu yüzden nelere dikkat etmek lazım? Konjenital ve genetik işitme kayıplarına.
Yanlış anlaşılan konulardan biri de işitme kaybının önlenebilir olduğu. İşitme kaybı önlenebilir diyemezsiniz ancak işitme kaybının yarattığı problemleri önleyebilirsiniz. Halk da bunu hep soruyor, işitme kaybı önlenebilir mi? İşitme kaybını önleyemezsiniz. Şu an kök hücre çalışmaları da kulak için geçerli değil, eğer olsaydı şu an koklear implant her şeyin çaresi olurdu ama yapamıyorlar. İmplantlar da hep belirli bir derecede kaldı. Müzik duygusunu, tını ayırt etmeyi ya da en rahat dinlemeyi bile sağlayamıyorlar. Bu yüzden kulakla ilgili kök hücre çalışmalarının açıklığa kavuşması çok zor geliyor bana ama imkânsız demeyelim. İmkânsız hiçbir şey yoktur ama ben zor olduğunu düşünüyorum.
Gözde Melek ÇETİN: Sağlıklı bir işitme nasıldır? İşitme sağlığımızı korumak için neler yapabiliriz?
Meral Didem TÜRKYILMAZ: İşitmeyi hangi yönden baktığınıza bağlı. İşitebilirsiniz ama anlamayabilirsiniz, işitebilirsiniz ama gürültülü ortamlarda konuşmayı ayırt edemeyebilirsiniz, işitebilirsiniz ama mesafe arttıkça takip etmekte zorluk yaşayabilirsiniz. Tabii işin içinde bir de bilişsel mekanizmalar var. Şu anda en çok çalışılan konular bilişsel mekanizmalar. İşitme ve bilinç arasındaki ilişkiyi çözmeye çalışıyorlar. Bunu da çözmemiz çok zor. Çünkü birbirini etkileyen veya bu ikisi arasındaki dinamiği etkileyen birçok paralel süreç de var. Bu konuda hâlen de araştırmalarımız devam ediyor. Daha hücre düzeyinde, daha nörobiyolojik çalışmalar var, nöropsikolojik çalışmalar var. Bu çalışmalar neticesinde işitme belki biraz daha netlik kazanabilir ise işitmeyle bilinç arasındaki mekanizmalar da aydınlanacaktır. Bu yüzden periferik işitme sağlam olabilir, işitme duyusu sağlam olabilir ancak sekizinci sinirde ya da beyindeki işitme ile ilgili alanlarda problemler yaşanabilir. Bu yüzden tam bir sağlıklı işitme olabilmesi için hem periferik bölgede hem de santral düzeyde, hem işitsel yolakta hem de kortikal bölgede işitmeyle ilgili alanları sağlam olması gerekiyor.

Konuşmacılar:
Prof. Dr. Meral Didem TÜRKYILMAZ (Hacettepe Üniversitesi, Odyoloji Anabilim Dalı)
Yağmur TAMBOVA (Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Gülhane Odyoloji Bölümü)
Gözde Melek ÇETİN (Ankara Üniversitesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü)
Röportaj Hazırlık ve Düzenleme Ekibi:
Aysima TURAN (Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Tıp Fakültesi öğrencisi)
Azra SİVARİ (Hacettepe Üniversitesi, Odyoloji Bölümü öğrencisi)
Azra Melike KARA (Ankara Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi öğrencisi)
Betül SÖNMEZ (Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Gülhane Ergoterapi Bölümü öğrencisi)
Buse ŞAHİN (Ankara Üniversitesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü öğrencisi)
Büşra AÇIKGÖZ (İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğrencisi)
Gizem YILMAZ (Çukurova Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi öğrencisi)
Samed YAŞAR (Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi öğrencisi)
Serenay ÇETİN (Hacettepe Üniversitesi, Sağlık Yönetimi Bölümü öğrencisi)
Simay YAVUZ (Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Gülhane Ergoterapi Bölümü öğrencisi)




Yorumlar